Yazarlar

Akut, Dejeneratif, Kronik Hastalık Ne Demektir?

Hasan Yılmaz

Akut, Dejeneratif, Kronik Hastalık Ne Demektir?

    “Hastalıklar gelişen teknoloji, ilerleyen bilim ve artan refaha rağmen neden önlenememektedir?” başlıklı yazımızda son 100 yılda ölümcül “Akut Hastalıklarda” (mikrobiyel) ciddi bir gerilemenin görüldüğünü ve ölümcül “Kronik Hastalıklarda” ise çok yüksek bir artışın olduğunu görmüştük. Bu yazımızda, başlığımızda ki üç hastalık grubunun tarif ve örneklerini verdikten sonra bilhassa kronik hastalıkların oluşum süreci ve oluşum sebepleri üzerinde duracağız.

    Akut Hastalık: Virüs veya bakteri gibi mikroorganizmaların sebep olduğu, ani oluşan ve kısa süren, genellikle de hastalıklara sebep olan mikroorganizmalar vücuttan atılınca hemen iyileşen hastalıklara “akut” hastalık denir. Tedavi edilmeyen akut hastalıklar kronik hastalıklara sebep olabilir veya kronik hastalığa dönüşebilir.

    Bu gruptaki hastalıklara örnek olarak akut grip (nezle ve öksürük), akut solunum yolu hastalıkları (akut bronşit), isal, apandis, vs. gösterilebilir.

    Kronik Hastalık: Kronik hastalıkları WHO (dünya sağlık örgütü) uzun süren ve yavaş ilerleyen hastalıklar diye tarif eder. Bütün kronik hastalıkların başlangıcı akut şeklinde olabilir.

    Bu gruba örnek olarak diyabet, yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, kronik romatizmalı hastalıklar, kanser, vs. gösterilebilir.

    Dejeneratif Hastalık: Hücre aşınması ve hücre ihtiyarlaması sonucu oluşan hastalıklar olarak kabul edilmektedir.

    Dejeneratif hastalıklara örnek olarak, artrit (örneğin, parmaklar, kalça ve diz artrozu) veya bel problemleri, disk hasarı, vs. gösterilebilir.

    Bu izahlardan sonra bazı sorulara cevap aramamız faydalı olacaktır. Örneğin:

    1. Bu hastalıkların vücutta oluşması önlenebilir mi?
    2. Bu hastalıklar vücutta oluştuktan sonra vücut bunlardan tekrar kurtulabilir mi? Yani iyileşebilir mi?
    3. Vücudumuzun savunma sistemlerine hastalıklara karşı savaşta yardımcı olabilir miyiz?

    Bu ve benzeri soruları çoğaltabiliriz.

    Dejeneratif hastalıklar her ne kadar yaşlanma hastalıkları gibi anlaşılsa da bu hastalık grubundaki hastalıklar da beslenme ve yaşama tarzımızla direkt alakalı olduğu gibi çevre şartlarıyla da alakalıdır. Bir örnekle konuyu açacak olursak:

    70 kg ağırlığında bir yetişkin eğer ofis ortamında çalışıyorsa günlük 2,5 – 3 litre su (15 – 18 bardak) içmelidir. Bu miktarın çok altında içmesi halinde zamanla eklemlerde sıvı azalması sonucu kıkırdak kaybı, ağrı ve iltihaplanma yaşayacaktır. Az su içmek, sonraki yazılarımızda göreceğiniz gibi dejeneratif ve kronik hastalıkların oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Aslında tuhaf gelecek ama az su içtiğinizde vücudun savunma sistemleri de sıkıntıya düşüyor. Bu da akut hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır. Aynı durum kronik hastalıklar için de geçerlidir. Az su içmeniz en basitinden vücudun asitlenmesine ve kirlenmesine sebep olacaktır. Bu da yine en ciddi bir kronik hastalık olan kanser oluşumuna bile sebep olabilecektir. Bu basit örnekte de görüldüğü gibi üç hastalık grubunun oluşumunda az su içmek gibi tek bir sebep yeterli olabiliyor. Buna rağmen optimal şartlarda bile vücudumuzun doğal bir yaşama süresi var ve vücut bu sürede bir ihtiyarlama yaşayacaktır. Bu doğal sürecin sonucu tipik dejeneratif hastalıklar vücutta maalesef oluşacaktır. Yani kısaca ihtiyarlamak kaçınılmaz bir sondur, şayet genç yaşta kaza veya hastalıklar hayatın sonlanmasına sebep olmamış ise.

    Devam edecek…

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları