Yazarlar

Yalnız evler uluyor gızım…

Muharrem Demirel

Yalnız evler uluyor gızım…

    ‘Yahu ağlamasan, ben de ağlarım dayanamam, meramını anlayamam.’

    Anlamadı dediğimi; ağladı da ağladı…

    Sonra

    Bir müddet sonra rahatladı

    Ve

    Anlattı.

    ***

    ‘Ağabey annem evde yalnız, bildiğin gibi ben işim dolayısı ile Ankara’ya gidip gelmek durumundayım.

    Ama

    Annemin yapılması gereken iğneleri var, hastaneye gidip gelemez.

    Bana bu konu da yardımcı olabilir misin?’

    Dedim ki;’

    ‘Devletimiz var, devletimizin de ev de bakım hizmetleri diye bir bölümü. Ancak senin buraya dilekçe vermen yani senin olman lazım.’

    ‘Tamam, abi ben o kısmını hallederim.’

    O an da aklıma Bolu Belediyesi Terapi ekibi geldi.

    Anlattım, ‘ İstersen bu konu da yardımcı olabilirim.’ dedim.

    Sevindi.

    ***

    Terapi Merkezi Birimi…

    Bu birimi ilgi ile takip ediyorum.

    Ve

    Birim adına da son derece mutluyum.

    En iyi yatırım insana yapılan yatırımdır, insana dokunan Terapi Merkezi de Bolu Belediyesinin yüz akı.

    Ve de

    600 e yakın insana hizmet veriyor.

    ***

    Kapıyı çalıyorlar, bir sevinç bir sevinç ve kucaklaşma

    Ve de

    Sevinç gözyaşları…

    Mutluluk ile geçen 3-4 saat

    Ayrılırken ise çok anlamlı bir cümle;

    ‘Gızım aralamayın gene gelin, her şey gençlikte gızım, gençliğinizin gıymetini bilin, gelmenize çok sevindim, yalnız evler uluyor gızım…’

    ‘Yalnız evler uluyor gızım’ neler var neler bu cümlenin için de.

    Bunun üzerine yalnızlık ve ihtiyarlık adına başka bir cümle kurulabilir mi?

    Herkes çok yaşamayı ister…

    İster de…

    Ya yolun sonun da insanı kahreden o yalnızlık…

    Ah o yalnızlık olmasa…

    ***

    Dedim ya; Bolu Belediyesi Terapi Merkezi’ni takip ediyorum, ‘Şu adreste size ihtiyacı olanlar var.’ diyorum.

    Bitti mi?

    Bitmedi!

    Arkasını da bizzat takip ediyorum.

    Kendilerine, yakınlarına komşularına ya soruyorum, ya da sordurtuyorum, memnuniyetlerini araştırıyorum.

    Peki, memnunlar mı?

    Hem de nasıl!

    ***

    Öylesine mutlular ki, hiçbir kan bağı olmayan bu insanlar anne kız, baba kız gibi kucaklaşmışlar, şarkı söylüyorlar.

    Hasene, Ayşe, Fatma, Hatice teyzeleri anneleri olmuş, Mehmet, Hasan, Hüseyin amcaları ise babaları…

    Terapi Merkezi Birimi ise bu insanların evlatları…

    Dertleri ile dertleşip, halleri ile halleşiyorlar, yaşama sevinçlerini artırıp, her şeye rağmen hayata tutunmalarını sağlıyorlar.

    Daha da ötesini söyleyeyim,

    Yıkanmaya ihtiyaçları var ise hemen ayrı bir ekip, evlerin temizliğe ihtiyacı var ise temizlik görevlileri geliyor.

    Yemek yapamayacak durumdalarsa da sıcak aş…   

    ***

    Hak edene hak ettiğini vermek insanlık borcumuz;

    Belediye Başkanımız Sayın Alaaddin Yılmaz, bu ekibin devam etmesi için hatırımızı kırmayan bize inanıp güvenen Başkan Yardımcımız Sayın Süleyman Özbağ;

    Sizlere teşekkür ederiz.

    Yalnız yaşayan o insanlar var ya.

    İşte onların neşeleri, gülüşleri arkanızdan gelen sağlam dualardır,

    İyi bilesiniz.

    ***

    Hocam son gönderdiğiniz ne oldu?

    Ne mi oldu?

    Kızı şöyle yazmış, terapi birim merkezi çalışanı Başak Özlem Doğan’a

    ‘Allah’ım darda kalana Hızır gibi yetişiyor. Beni size yönlendiren Muharrem Ağabeyime müteşekkirim. İsminiz gibi özlenen bereketli bir kişiliksiniz. Teşekkürler işini seven güzel insan.’

    Başak Özlem Doğan,

    Elif Özcan,

    Betül Demirel…

    Teşekkürler…

    Ama

    Bu teşekkür zaten yapmanız gereken iş için değil,  yaptığınız bu işi severek ve fevkaladenin üzerinde yaptığınız için…

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları