Yazarlar

BU KORKU NEDEN?

Oğuz Uçar

BU KORKU NEDEN?

    Gazetecilik açısından bakıldığında, Türkiye gerçekten de çok ilginç bir ülke oldu...

     

    Gündemin hızla değiştiği, ya da değiştirildiği bir ortamda başrolü paylaşanlar, herkesin figüran olmasını arzuluyor.

     

    Yani onlar her zaman kendilerinin “belirleyici” olmasını, ne söylerlerse hiç sorgulama yapılmadan gazeteciler tarafından yazılmasını ve halk tarafından da kabul görmesini istiyorlar.

     

    Böyle bir ortamda demokrasinin nasıl gelişeceği ise hiç umurlarında değil gibi görünüyor!

    ***

     

    Daha önceki bir yazımda, bir zamanlar medya patronlarının gazeteci ailelerden geldiğini ve sadece gazetecilikle uğraştığını belirtmiştim.

    Hakikaten de, o günler gazetecilik açısından çok güzelmiş!


    TRT güzel Türkçemizi katletmeyen terbiyeli nezaketli ve seviyeli yayını ile topluma örnek olurken, Anadolu Ajansı’nın geçtiği haberin doğruluğu kamuoyunda hiç bir zaman tartışılmazdı.

     

    Gazeteler el değiştirmeye başlamasıyla, televizyon kanal sayıları çoğaldı.
    Medya, hükümete şirin görünerek “Devlet ihaleleri alabilmek” amacı taşıyanların eline geçince seviye de hızla düştü.


    ***
     

    Peki ya şimdi neler oluyor?

    TRT’ye bakıyorsunuz o güzelim Türkçeden uzaklaşılmış, “kırmızı bülten” ile aranan teröristler ekranlara çıkarılıyor!

    AA’ya bakıyorsunuz “Yandaşlık” kaygısına kapılarak güvenilirliğini kaybetmiş...
     

    Gazete ve televizyonların hemen hemen hepsi hükümetin borazancısı olmuş...

    Yazık oluyor benim ülkeme!

     

    Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Basın Milletin Müşterek Sesidir” sözlerini hatırlatarak sormak istiyorum “Milletin Müşterek Sesi” bu mudur?

    Her akşam birbirinin benzeri bültenler hazırlayarak kamuoyu oluşturan(!)

    İktidar mensuplarının açıklamalarını birbirleriyle yarışırcasına canlı olarak veren televizyonlar ve ertesi gün neredeyse aynı manşetlerle çıkan gazeteler midir?
    Milletin Müşterek Sesi!


    Hiç kimse kusura bakmasın ama, bugünün medyası için;

    “Milletin değil, hükümetin müşterek sesidir” desek hiç de abartmış olmayız.

     

    ***
     

    Bana göre Gazeteci; herkesin düşünüp de söyleyemediğini yazabilen insandır!

    İşte bu yüzden 212 Sayılı İş Yasamız bile, Gazetecileri “Fikir İşçisi” diye tanımlıyor.
    Bu pencereden bakıldığında; düşünmeden, sorgulamadan, onun da ötesinde talimatla kalem oynatan kişiye Gazeteci denilir mi?

     

    Herkes bilir!
    Kuvvetler ayrılığı ilkesi Demokrasilerin olmazsa, olmazıdır!


    Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinden sonra BASIN dünyanın her yerinde dördüncü kuvvet olarak öne çıkar.

    Halk adına bütün bu erkleri denetleyen BASIN’dır.
     

    Bu açıdan bakıldığında “Basın Emekçileri” yani Gazeteciler, halkın haber alma hürriyetinin de temsilcileridir.

     

    Halk doğru haberi zamanında alamaz ve bilgilenemezse nasıl doğru karar verecektir?
    Demokrasi nasıl gelişecektir?

    ***

    Az önce de ifade etmiştim...

    Ülkemizde bir zamanlar sadece TRT Televizyonu ve belirli gazeteler vardı.

     

    Devlet ihaleleri alabilmek uğruna hükümete şirin görünme hevesine kapılanlar “Kar-Zarar Bilançolarına” bile bakmadan satın aldıkları gazete ve televizyonları aldılar. Sonra kendi sözlerini dinleyen, hükümeti kızdırmayacak haberleri kaleme alacak insanlara iş vererek kamuoyunu yönlendirebileceklerini sandılar...

     

    Ama yanıldılar!
     

    İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte, onların planları suya düştü.
    İnternet Gazeteciliği birden önem kazandı. Buna bir de “Sosyal Medya” eklenince, büyük patronların, büyük paralarla aldıkları ve zararlarına katlandıkları medya gruplarının da bir önemi kalmadı!
     

    Şimdi, herkes cebindeki akıllı telefonlarla sosyal medya üzerinden düşüncelerini paylaşırken, her konuda da anında bilgi sahibi olabiliyor.

     

    Bu durum, ülkeyi yönetenlerin sinirlerini fena halde bozuyor!

    Hükümeti destekleyen “Havuz Medyası”nda çalışabilme ve düşüncelerini haberleştirme şansı bulamayan gazeteciler de bu yüzden İnternet üzerinde boy gösteriyor.

    Kimi YOUTUBE üzerinden düşüncelerini paylaşıyor, kimi de dış merkezli olarak açılan İnternet Sitelerinde yazıp çiziyor!

    ***

    Ama o da ne?

    SETA Vakfı tarafından hazırlanan rapor gündeme bomba gibi düşüyor!

    Gazeteciler hep birlikte sesini yükseltince Vakıf Yönetimi, çalışmanın kötü niyetli olmadığını açıklamaya çalışıyor.

    Dış merkezli olarak ülkemizde açılan yayın kuruluşlarında çalışanlar ile İnternet üzerinde faaliyet gösteren gazetecilerin isimleri bu raporda yer alıyor. Ama nedense “Bu mecralarda faaliyet gösteren gazetecilerin neden hükümete yakın medya gruplarının içinde kendilerine yer bulamadığı?” sorgulanmıyor!

    Hal böyle olunca da “Gazeteciler Fişleniyoruz” diye haklı olarak isyan ediyor!

    ***

    Beyler aklınızı başınıza alma zamanı hala gelmedi mi?

    Neden uğraşıyorsunuz gazetecilerle!

    Herkes, her konuda sizin gibi düşünmek zorunda mı?

    Bırakın biraz hoşgörülü, biraz şeffaf olun!

    Halk her şeyi öğrensin!
    Öğrensin ki, doğru karar verebilsin!

    Yoksa ondan mı? korkuyorsunuz!

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları